YAZARLARIMIZ

29.12.2016 / 07:48:09
1090 kez okundu

Doç.Dr.Metin Sarıkaya

dr.metinsarikaya@icloud.com

Tüm arşive ulaşmak için tıklayınız.

HEKİM VE HASTA İLİŞKİLERİNDE GÜVEN

İki hasta türü vardır ki,  biri doktora güvenir verilen tedaviyi sorgulamaz. İlaçlarını düzenli kullanır ve kontrollerine düzenli gelir. İkinci türü ise kendiyle beraber doktoru da hasta eder! Dolayısıyla hasta olan doktor, hastayı tedavi edemez! Bu ikinci tür, ilacı alır almaz prospektüsü didik edenler, bunlar umutsuz vakalardır. Ya okuduktan sonra yan etkilerinden korkar ilacı içmezler ya da ilacı içer ve orada yazan tüm yan etkilerin kendisinde başladığına inanıp ilacı bırakırlar.

Bu vakalardan birisi geçenlerde elinde prospektüsle geldi. Hasta; -Doktor bey bu ilacın içinde böbrek yetmezliği yapar yazıyor. Halbuki benim böbreğim zaten sorunlu, bunu bildiğiniz halde bana niye yazıyorsunuz? Ben; -Size yazdığım ilaç böbrek yetmezliğinin ilerlemesini yavaşlatır, bütün dünyada da bu amaçla kullanılır. Hasta; -İyi ama prospektüste niye öyle yazıyor? Ben; -Birimizden birine inanacaksınız, ya prospektüse ya da doktora! Hasta; -Ama ben bunu içemem ki, burda öyle yazıyor. Ben; -Zorla güzellik ve zorla tedavi insan haklarına aykırıdır, siz bilirsiniz.

Hasta başka bir doktora gitmek üzere çıkar gider. Bu gezinti doktordan doktora gidilerek sürecektir. Şimdi, prospektüs okumanın hastaya faydası var mı sizce? Doğrusu, ilacı kullanıp beklenmeyen bir yan etki çıkarsa tekrar aynı doktora gitmektir. İlaç firmaları o prospektüsü sizin için değil, kendilerini korumak için yazarlar. Belirtilmemiş bir yan etki oluşursa hastaya büyük tazminatlar ödemek istemezler. Her şeyi yazarlar ki, bir dava durumunda, kardeşim ben bu yan etkileri zaten prospektüse yazdım, git sana ilacı yazan kişiyle muhatap ol derler. Yoksa afedersiniz biz eşek miyiz ki? ( eşeklerden özür! ) içinde "böbrek yetmezliği yapar" yazan ilacı size verelim!

Tam tersine, etkisi yüzlerce çalışmayla kanıtlanmış koruyucu bir ilacı yazıyoruz.Altı yıl tıp fakültesi, üstüne 5 yıl iç hastalıkları, sonra 4 yıl böbrek hastalıkları uzmanlığı eğitimi alan, üstede 5 yılını doçentliğe hazırlanarak geçiren bir doktorun  böbreğe zararlı ilaçları bilmemesi mümkün müdür? Doktorluk prospektüs açıp okuyarak yapılmaz, orada yazanın bin katı bilgin olması gerekir. Fakat bu hastaya göre prospektüs daha güvenilir görünüyor!

Pazartesi sabahı yatan hastalara bakarken bir hastanın başına geldiğimizde, hemşire hanım iki gündür tedavilerini reddedip yaptırmadıklarını söyledi. Nedenini sorunca, hasta yakını cevap verdi, eşine serumla potasyum verildiğini, bunun tehlikeli bir tedavi olduğunu okuduğunu, halbuki muzda bol potasyum olduğunu ve serum yerine eşine günde 4 tane muz verdiğini anlattı. Hemşire hanım, hastanın şekerinin iki gündür 300´ün üzerine çıktığını ancak insülini de reddettiklerini söyledi. Buyurun, adam arabayı servise vermiş, ama ustanın tamir etmesini istemiyor, arabamı ben tamir edeceğim diyor, o halde servise niye bırakırsın arabanı?

Ben; - Beyefendi bizim serumla verdiğimiz potasyumun miktarını ve muzdaki miktarı biliyor musunuz, ayrıca çok muz vererek hastanın şekerini de çok yükseltmişsiniz. Hastanın eşi: - Miktarları bilmiyorum, ama şekeri zaten tekrar düzelir. İnsüline de gerek yok, alışkanlık yapıyormuş.  Ben; -Bizim bir günde serumla verdiğimiz miktar hastanızın düzelmesi için mutlaka gerekli, bunun için günde 20 tane muz yemesi gerekir, buyurun verin o kadar muzu, sonra şekeri de 1000´e çıkıp komaya girsin. Hasta yakını; -Biz serumla istemiyoruz, kendimiz yükseltiriz potasyumu. Ben; -Peki size başarılar diliyorum, bugün sizi taburcu edelim. Hasta yakını; -Ama biz evde potasyumu ve şekeri takip edemeyiz doktor bey. Ben; - Her çözümü biliyorsunuz, ona da bir çare bulursunuz, ya tedaviye karışmazsınız ya da evinizde kendiniz tedavi edersiniz. Tedavi için yatak bekleyen birçok hastamız var.  Hasta yakını: - Tedavimiz olmadan ve düzelmeden bizi çıkarıyorsunuz, sizi şikayet edeceğim. Ben: -Tedaviyi reddetme hakkına sahipsiniz, ama benimde böyle bir hastayı taburcu etme hakkım var, şikayet etmekte serbestsiniz.

Sadede gelelim, bu insanlar emekli öğretmenmiş,  jeton düştü mü bilmiyorum. Her mesleği yapana saygı duymak ve işine karışmamak gerekiyor, yarım yamalak bilgi, prospektüs, internet okuyup karar vermek sizi daha da hasta eder, doktor ve ilaç ise sizi tedavi etmeye çalışır. En güzel tedavi olanlar, okuma yazması dahi olmayıp prospektüse ve internete  bakmayanlardır. Cahil olsun, meslek sahibi olsun hekime güvenen hastada herşey yolunda gider, çünkü bilgiye ve bilime saygıyı yitirmememiştir. Bir golf arabam var, hiçbir zaman arıza durumunda ustanın işine karışmadım, iki kızım var ve öğretmenlerinin işine bir kez bile karışmadım. Bir öğretmene gidip çocuğuma yanlış eğitim veriyorsunuz, ben şu eğitim sistemini istiyorum denir mi?

Yarı cahil ise herşeyi iyi bilir, doktorluğu, sağlığı, siyaseti, sporu vs herşeyi bilirler. İnternetlere girer, orada şu ot, bu çöp şuna iyi gelir yazanlara itibar ederler, sonra kafalarına göre takılırlar ve aksilikler peşlerini bırakmaz, tabi iyi bir tedavi de olamazlar. Eni sonu çoğu çok daha kötü halde tekrar gelir ama çoğunda iş işten geçmiş olur. Bu nedenle, mesleğini yapanlara bilgi ve tecrübeye güvenin. Bırakın hekimi, hiç eğitim almamış bir çobanın dahi işine saygı duyup karışmayın. Doktorunuza da birazcık güvenin, aslında ilaç kutusuna sizin için konmayan prospektüse ve yalan yanlış şahsi yazılarla dolu internete değil.......

YASAL UYARI: "mygazete.com" haber portalında yayınlanan köşe yazısı/haber/fotoğraf/video'nun tüm hakları New World Media Grubu'na aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden köşe yazısı/haber/fotoğraf/video'nun bir kısmı veya tamamı kullanılamaz. Tüm yasal hakları saklıdır.

YORUM YAZ

*İsim *E-posta *Yorumunuz

Okuyucu Yorumları ( Toplam , 0 adet)