59 MyGazete Logo
Antalya'dan Dünyaya
Adopen
,
InterPress
Şarkıcı Sagopa Kajmer (Yunus Özyavuz), Instagram hesabından 20 yıldır...
Tülin Şahin, Victoria Secret'in 29 Kasım'da Çin'de düzenleyeceği defilede...
Önümüzdeki yıl çekilmesi planlanan filmin başrolü için Beren Saat...
Balerin Evlin Avidor, bir marketten 150 liralık et çaldığı...
Fenerbahçe'nin İspanyol santrforu Soldado oyuna girdikten sonra 20 saniyede...
Oyuncu Burak Özçivit, bir giyim firmasının yeni yüzü oldu....
Cem Arsoy’la evli olan ünlü sunucu Zahide Yetiş’in 7...
Süperstar Ajda Pekkan, İngiliz basınında yer aldı....
Pelin Karahan ve eşi Bedri Güntay, Acun Medya Genel...
Kıvanç Tatlıtuğ, 79. ölüm yıldönümünde anılan Gazi Mustafa Kemal...
Sunucu Tanem Sivar'ın köpekleri zehirlenerek öldürüldükten sonra, hayvan haklarının...
Sangu'nun uzun süredir birlikte olduğu Yunus Özdiken'in, genç bir...
Türkiye’nin bu yılki Oscar adayı “Ayla", vizyondaki üçüncü haftasında...
Azra Akın, eşi Atakan Koru ile birlikte önceki akşam...
ABD’de 27 Kasım’da jürili duruşması başlayacak olan İran asıllı...
Yaklaşık iki hafta önce ters bir hareket sonucu ayak...
Hadise’nin ablası Hülya Açıkgöz bir dönem kız kardeşiyle aşk...
Engin Günaydın, senaryosunu Gülse Birsel’in yazdığı “Aile Arasında”nın setinde...

ANTALYA HABERLERİ

Çıralı AB'ye girdi

MYgazete.com, AB bünyesindeki Avrupa-Akdeniz Bölgeler ve Yerel Yönetimler Asamblesi (ARLEM)’in 2013 yılında oybirliği ile kabul ettiği, “Turizmin yarattığı tehditleri” gündeme getiren kapsamlı rapora ulaştı.

03.08.2017 12:00

Türkiye’de daha önce yayınlanmayan raporda Alanya örneği Elektrik ve su tüketiminin 2000 ile 2008 yılları arasında kat kat arttığı, deniz kaplumbağası ve fokların yuvalarının bozulduğu bölge olarak yer alırken, İtalya, Türkiye, Fas ve İspanya Akdeniz’e büyük atık bırakan ülkeler olarak gösteriliyor.  Raporda Türkiye'de üretim tesislerinin yaklaşık yüzde 90'ı ve turizm tesislerinin yüzde 80'inde su arıtmasının bulunmadığı öne sürülüyor. Antalya’nın gözbebeği beldelerinden Çıralı ise iyi örnek olarak yer alıyor. Raporda Çıralı’dan “En aydınlatıcı örnek” olarak söz ediliyor ve şöyle deniliyor: Türkiye sahilinin bu kısmı, yerel topluluğun koruma faaliyetlerine ve çevrenin getirdiği ekonomik avantajlara duyduğu yakın ilgi sayesinde bir sürdürülebilir turizm modeline dönüştürülmüştür.”

Avrupa Bölgeler Birliği Fransa Bölgesel Konseyi raportörü Michèle Sabban tarafından hazırlanan turizm raporu, ARLEM'in sürdürülebilir kalkınma ile ilgili 16 Ocak 2013'teki 4. Komisyon toplantısında tartışıldıktan sonra kabul edildi. “Akdeniz’de sürdürülebilir turizm” başlıklı raporda Türkiye, Çıralı haricinde olumsuz örneklerle yer alıyor. Rapordaki en önemli vurgulardan birisi de, turizmde istikrar ve güvenlik üzerine yapılıyor. “Önemli doğal tehditler ve siyasi istikrarsızlık yaşayan bölgeler turizme fazla bel bağlamamalıdır” şeklinde uyarı bulunan raporda şu ifadeler yer alıyor: 

İSTİKRAR VE GÜVENLİK

“Önemli doğal tehditler ve siyasi istikrarsızlık yaşayan bölgeler turizme fazla belbağlamamalıdır zira bu gibi olayların bu sektör üzerinde özellikle olumsuz bir etkisi vardır ve dolayısıyla da bunların bir bütün olarak bölgenin ekonomisi üzerinde potansiyel açıdan dramatik neticeleri olabilir. Örneğin Suriye'de ayaklanma ve baskı dönemi başlamadan önce turizm, istihdam ve GSYİH'nin yüzde 12'sini sağlıyordu. Turistler ancak durum istikrar kazandıktan sonra geri dönmeye başlayacaktır. Arap baharı devrimleri, bunlarla doğrudan ilgisi olmayan güney Akdeniz ülkelerinde de benzer etkiler yaratmıştır. Bununla birlikte, istikrar ve güvenlik tekrar sağlanır sağlanmaz turizm genellikle, nispeten de hızlı bir şekilde toparlanmaktadır.

YÜZDE 80 TURİST ALMANYA’DAN

Rapordaki girişe baktıktan sonra sırasıyla diğer bölümlere geçelim: Her ne kadar kendi içinde önemli farklılıklar gösterse de, Akdeniz bölgesi bir bütün olarak dünyanın lider turizm destinasyonudur. Bölge küresel turist ziyaretlerinin yüzde 30'unu ve küresel turizm gelirlerinin yüzde 25’ini almakta olup, bölgeyi ziyaret eden turistlerin yüzde 80'i başta Almanya olmak üzere Avrupa'dan gelmektedir. ARLEM üyeleri, Bölgeler Komitesi'nin turizmin rekabetçilik ve sürdürülebilirlik zemininde geliştirilmesi çağrısına tamamen katılmaktadır. Bu çağrı üç kategoriye ayrılabilir: adil ve verimli ekonomik kalkınma sağlayarak gelecek nesillerin de gelişimine olanak tanıyan ekonomik sürdürülebilirlik; Akdeniz bölgelerinin kültürü, değerleri ve kimliği ile uyumlu sosyo-kültürel sürdürülebilirlik ve kalkınmanın temel süreçler, biyolojik çeşitlilik ve biyolojik kaynaklar ile uyumlu olmasını sağlayan çevresel sürdürülebilirlik.

SU YÖNETİMİ:

Akdeniz'de turizm su talebine ağır yükler bindirmekte ve yeraltı su tabakalarının seyrelmesine ve su kirliliğine yol açmaktadır. Genel olarak bir turist yerel bölge sakinine kıyasla 3 ila 4 kat daha fazla su kullanmaktadır. Örneğin Alanya'da (Türkiye), 2009'da turizmle ilgili su tüketimi toplam tüketimin yüzde 52'sini oluşturmuştur. Tüketimin o kadar yüksek olmadığı alanlarda bile, içme suyu bulmak sorun olabilmektedir. Örneğin Mısır'daki Marsa Matruh Vilayeti'nde yerel suyun düşük kalitesi sebebiyle, sırf turizm için gerekli olan ekstra suyun tedarik edilmesi amacıyla İskenderiye dağıtım ağına bağlanan iki boru hattının yanı sıra ve tren ve su tankerleri de kullanılarak su kaynaklarının bölgeye yöneltilmesi gerekmiştir. Enerji tüketimleri turizm tesislerinin ve turizmle bağlantılı kent hizmetlerinin elektrik tüketiminin zirve yaptığı bir sezonda ciddi bir sorundur. Elektrik tüketiminin 2000 ile 2008 arasında yüzde 208 arttığı Alanya'da (Türkiye) ise turizm tüketimin yüzde 21'ini oluşturmaktadır. Ayrıca elektrik tüketimi zaman zaman sezonun pik döneminde turistik bölgelerde ikiye hatta üçe katlanmaktadır.

TÜRKİYE İÇİN UTANÇ İSTATİSTİĞİ

Bölgeler öncelikle arıtma tesisleriyle donatılmalıdır. Torremolinos'da (İspanya), yıl boyunca yaklaşık 5 milyon gecelik konaklama gerçekleşmesine karşılık böyle bir tesis yoktur. Tétouan sahilinde (Fas), turizmden kaynaklanan atık su genellikle arıtılmaksızın doğrudan denize atılmaktadır ve mevcut su arıtma tesisleri de korkunç bir aşırı yük altındadır. Avrupa Çevre Ajansı (EEA) 2000 yılında turizmin Akdeniz'deki kirlenmenin yüzde 7'sinden sorumlu olduğunu hesaplamıştır. Türkiye'de üretim tesislerin yaklaşık yüzde 90'ı ve turizm tesislerinin yüzde 80'inde su arıtma bulunmamaktadır. Buna karşılık evlerde kullanılan atık suların sadece yüzde 20'si arıtılmakta ve toplam yıllık katı atıkların da sadece yüzde 6'sı bertaraf edilmektedir (WWF Türkiye, 2002).

AKDENİZ 80 YILDA YENİLENİYOR

İtalya'da 120 büyük kıyı kentinden gelen atık suların yüzde 80'i hiç arıtılmaksızın Akdeniz'e boşaltılmaktadır. Dahası, Akdeniz küresel su yüzeyinin binde 7'sini oluşturmakta olmasına karşılık küresel deniz petrol kirliliğinin yüzde 17'sini almaktadır. Her yıl yaklaşık 100.000 ila 150.000 ton ham petrolün, taşımacılık faaliyetleri sırasında denize bırakıldığı tahmin edilmektedir. Akdeniz'de tuzlu su yenilenme hızının 80 yıl gibi düşük bir oranda olduğu dikkate alınırsa, kirli suyunarıtılması bir önceliktir zira Akdeniz aynı zamanda balıkçılık ve tarım için de kullanılmaktadır (ki bunların kendileri de birer kirlenme kaynağıdır) ve birçok turist de bu sularda yüzmek için Akdeniz'e gelmektedir. 

Turizmin getirdiği kentsel gelişim bir dizi olumsuz etkiye yol açıyor:

KIYILARIN BOZULMASI VE EROZYON

Bölgedeki turizm genellikle kıyılarda yoğunlaşmaktadır ve bu da ciddi bir sorun olan kumsal erozyonuna yol açmaktadır. EEA'nın alıntıladığı bir araştırmaya (2001) göre, İspanya ile Sicilya arasındaki kumulların dörtte üçü turizmin gelişimiyle bağlantılı kentleşme sonucu ortadan kalkmıştır. Turistik altyapıların sahile çok yakın ve özellikle de kumullara inşa edilmesi, kumsal erozyonu sürecini hızlandırmaktadır.

‘KARALARIN DOYMASI’ FENOMENİ

1990'lardan bu yana turistik konaklama tesislerinin inşası ve konut inşaatlarındaki muazzam gelişme ile artan kentleşme de kara doyması denen fenomene yol açmıştır. Toplam 46.000 km'lik sahil şeridinin 25.000 km'sinin işgal edilmesi ile kritik bir eşiğe ulaşılmıştır. Golf sahası çevresindeki konut imar ve inşa projeleri sonucu, Tetouan (Fas) sahili boyunca kıyının sadece yüzde 12,5'i "doğal" halde kalabilmiştir. Torremolinos'da toplam yüzey alanının yüzde 85'i kentleşmiştir ve bina inşaatı için sadece 10 hektarlık alan kalmıştır.

TARIM ALANLARINDA AZALMA

Bütün olarak Akdeniz bölgesinde, bölge sakini başına tarım alanı miktarı 1990'den bu yana dörtte bir, son 40 yılda ise yarı yarıya azalmıştır. Bugün bu rakam bölge sakini başına sadece 0,2 hektardır. Yeni ekimlik alanların da eklenmesine karşılık, toplam tarım alanı yüzölçümü 1990'dan bu yana yüzde 7 oranında azalmıştır. Tarıma elverişli yüzölçümündeki kayıp, erozyon, verimlilik kaybı ve kentleşme gibi bir dizi etmenle açıklanabilir. Bu kayıplar genellikle geri döndürülemez niteliktedir.

TAŞIMANIN YARATTIĞI SERA GAZI

Turizm tüm sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 5,3'ünden sorumlu olup, bu oranın yüzde 75'i turizmle alakalı başlıca hava kirliliği kaynağı olan ulaşımdan kaynaklanmaktadır. Bu yüzden kirletici olmayan veya daha az enerji isteyen ulaşım şekillerine öncelik verilmesi mühimdir.Fransız Çevre Enstitüsü (IFEN) tarafından Ağustos 2007'de yayınlanan bir çalışma, nüfusun sadece hafta sonu ve tatil gezileri için arabayla yaptıkları seyahatlerin tüm ülkedeki özel taşıt kaynaklı CO2 emisyonlarının yıllık yüzde 16'sını oluşturduğunu göstermiştir. Daha da ötesi, turistlerin sadece yüzde 7'sinin hava yoluyla seyahat etmesine karşılık, seyahat kaynaklı sera gazı emisyonlarının yüzde 67'sinin turizmden kaynaklanmıştır. 

KATI ATIK ÜRETİMİ VE ZİYAN

Turistlerin yerleşik bölge sakinlerinden çok daha fazla katı atık ürettiği (örneğin Cabras'ya bir bölge sakini günde 0,5 kg atık üretirken, bir turist günde 7 kg atık üretmektedir) için de, kentsel katı atık tesisleri oluşturulmasına duyulan ihtiyaç da gittikçe artmaktadır. Akdeniz'deki turist gemileri de, başlı başına, su ve kıyı kirliliği ve deniz yatağında tahribat gibi önemli ekolojik sorunların kaynağıdır. Tek bir turist gemisi yılda yaklaşık 50 ton katı atığın yanında, sıhhi tesisatlarından 800.000 litre, yemek servislerinden de 130.000 litre atık su da dahil olmak üzere toplamda 7,5 milyon sıvı atık üretmektedir.

BİYOÇEŞİTLİLİK VURGUSU

Akdeniz bölgesindeki ülkelerin çoğunda, sahil boyunca yapılan altyapı inşaatları kumulları tahrip etmiş ve kıyı şeridi boyunca uzanan bitki türlerinin biyo-çeşitliliğini azaltmıştır. Yoğun turizm aynı zamanda turistik cazibe noktalarının yakınlarındaki bazı hassas sulak alanların da bozulmasına yol açmaktadır. OECD/IUCN 'nin daha 1996'da yayınladığı bir raporda, "dünyanın 1900 senesinden bu yana mevcut sulak alanlarının yüzde 50'sini kaybetmiş olabileceği" ortaya konmuştur. Deniz biyo-çeşitliliği söz konusu olduğunda, Avrupa Çevre Ajansı (EEA) tarafından 2010 senesinde yapılan bir değerlendirme, Avrupa'daki sürüngenlerin (su kaplumbağaları) ve balıkların en az yüzde 50'sinin tehlike altında olduğunu göstermiştir. Buna karşılık balık türlerinin çok küçük bir azınlığı dikkate alındığında, diğer türlerin durumu bilinmemekte veya olumlu bir seyir göstermektedir. Söz konusu çalışmadaki hiçbir sürüngen veya omurgasız hayvan tehlikeden uzak değildir ve memeli (ki bunlar da tehdit altındadır) ve omurgasız hayvan türlerinin yüzde 70'inin durumunun belirlenmesi için yeterli veri yoktur. Tekne gezintileri ve diğer suya dayalı dinlence ve eğlence aktiviteleri de bu biyo-çeşitliliğin kaybedilmesinde rol oynayan bir faktördür. Bunlar denizdeki yosun çayırlarının (posidonia ve mercan oluşturan türler) bozulmasına yol açmakta, özellikle Türkiye'nin Alanya bölgesinde yuva alanlarınıntahrip edilip deniz kaplumbağası nüfusunun azalmasına sebep olmakta ve Akdeniz foku nüfusuna tehdit oluşturmaktadır. EAA'ya göre, Avrupa'nın deniz ekosistemlerinin sadece yüzde 10'u doğru bir şekilde korunmakta iken, yüzde 50'si tehdit altında veya büyük ölçüde bozulmuş durumdadır ve kalan yüzde 40'ının durumu da bilinmemektedir. Kıyı bölgelerinde deniz yaşam alanlarının yüzde 70'i ya tahrip edilmiş ya da kısmen hasar görmüş olup, sadece yüzde 8'i iyi durumda kalmıştır.

İŞTE RAPORDAKİ ÇIRALI ÖRNEĞİ

Avrupa Birliği raporunda Çıralı örneği şöyle yer alıyor: Çevreyi daha geniş manasıyla; tek başına turizm çerçevesinin ötesinde, tarım ve gıda hizmetleri gibi diğer sektörleri de dikkate alarak düşünmemiz gerektiği de bir gerçektir. Bu açıdan en aydınlatıcı örneklerden biri kesinlikle Türkiye'den Çıralı örneğidir. Türkiye sahilinin bu kısmı, yerel topluluğun koruma faaliyetlerine ve çevrenin getirdiği ekonomik avantajlara duyduğu yakın ilgi sayesinde bir sürdürülebilir turizm modeline dönüştürülmüştür. Çıralı ürünleri için özel bir etiketle yerel ürünlerin üretilmesi ve pazarlanması için bir kooperatif kurulmuştur. Doğa rehberleri eğitilmiş ve yürüyüş yolları yapılmıştır. Turistlere yönelik eğitici aktiviteler, deniz kaplumbağası yuva alanlarının yönetimi için en iyi uygulamaların teşvik edilmesi ve plajların sürekli olarak izlenmesi, türlerin karşı karşıya oldukları tehditleri önemli ölçüde azaltırken turizme de canlılık kazandırmaktadır. Bu aktiviteler topluluk üyelerinin, özellikle de gençlerin bir araya getirilmelerine yardımcı olmuş ve topluluk, bir bütün olarak, projenin uzun vadeli başarısının anahtarı olacak bir aidiyet ve sahiplenme duygusu geliştirmiştir. Tek başına ekonomik bakış açısıyla bile, yaşatılabilir ve çevreye karşı sorumluluk bilinci taşıyan turizm şekillerinin geliştirilmesinin netice itibarıyla daha avantajlı bir yol olduğu unutulmamalıdır. Son olarak, çevre faturasını turistlerin değil yerel nüfusların ödemek zorunda olacağı gerçeği de, yerel halkın bu tip gelişmelere katılmasını daha da önemli hale getirmektedir.

(MYgazete.com / Büşra Tanrıtanır)

Yorumlar

Meating

Turizm Haberleri

Editörün Seçtikleri

En Çok Okunanlar

Spor Haberleri